Ağır astım uygun ilaçların kullanılmasına, hastanın tedaviye uyumunun tam ve inhaler kullanım tekniğinin doğru olmasına, komorbid hastalıkların tedavi edilmesine, çevresel ve mesleksel tetikleyicilerden kaçınılmasına rağmen kontrol altına alınamayan veya bu koşullar sağlanıp ilaç dozu azaltıldığında kontrolü bozulan astımdır. Tedavisi zor astımın alt grubudur. Ağır astım tüm astımlıların yaklaşık % 4-6’sını oluşturmasına rağmen astıma bağlı bütün hastalık yükünün büyük bir kısmından sorumlu olup astımla ilişkili direk maliyetlerin de yaklaşık yarısına neden olur.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ağır astım ile ilgili hem ulusal hem de uluslararası yayınların sayısı, yıllar içinde artış göstermiş; özellikle de biyolojik ajan tedavisiyle ilgili olanlar 2020’den itibaren hızla artmıştır.
Türkiye’de astımla ilgilenen bilim insanları çok merkezli - çok uluslu çalışmalarda da yer almışlar ve ülkemiz verilerinin literatüre katkıda bulunmasını sağlamışlardır. Ayrıca ne kadar bu bölümün konusu olmasa da çok sayıda rehber ve durum raporunda da ülkemizi temsil etmişlerdir.
Çalışmaların bir kısmında ağır astımla ilişkili olabilecek risk faktörleri belirlenmeye çalışılmıştır. Uzamış astım süresi, ileri yaş, nonatopi, analjezik intoleransı ve nazal polip, artmış ECP ve adrenomedullin düzeyi, azalmış lipoksin A düzeyi ağır astımla ilişkili bulunmuştur.
Ülkemizde pandemi döneminde yapılan araştırmalarda ise ağır astımlı hastalarda dünya verileriyle karşılaştırıldığında COVİD sıklığının daha yüksek olduğu ancak hastalığın daha hafif seyrettiği, omalizumab ve mepolizumab kullanan hastalarda COVİD riskinin artmadığı, aksine pandemi nedeniyle biyolojiklere ara veren hastalarda riskin arttığı belirlenmiştir.
Ağır astım ile ilgili yayınların yarıdan fazlası hedefe yönelik ve fenotip temelli tedavi ile ilgili araştırmalardır. Omalizumab ülkemizde uzun yıllardır kullanılmakta olduğu ve mepolizumab da son yıllarda piyasaya verildiği için biyolojik ajan yayınlarının büyük bir kısmı omalizumab ile ilgilidir. Çalışmalarda özellikle de gerçek yaşam verileri ile ülkemizdeki hastalarda da omalizumab ve mepolizumabın ağır astım tedavisinde etkili ve güvenli olduğu gösterilmiştir. İlk yıllarda omalizumabın etkinliğini gösterebilecek bazı biyo-belirteçler üzerine de çalışılıp bazı anlamlı sonuçlar elde edilmiş ama bunların kliniğe bir yansıması olmamıştır. Bu ilaçların sistemik steroid dozu, astım ilaç sayısı, atak-acil servis başvurusu-hospitalizasyon sayılarında anlamlı azalma sağladıklarına ek olarak yaşam kalitesi ve anksiyete/depresyon ölçekleri üzerine de anlamlı iyileştirici etkileri olduğu gösterilmiştir. Ayrıca omalizumabın non-atopik ağır astımda da etkili olduğu saptanmıştır.
Biyolojikler pahalı ilaçlar olduğu için maliyet-etkinlik çalışmaları da yapılmış ve standart ağır astım tedavisine omalizumab eklenmesinin maliyet-etkin olduğu gösterilmiştir. Ayrıca bazı çalışmalarda biyolojik ajanlarla tam kontrol altına alınan hastaların diğer astım ilaçlarını kesme eğiliminde olduğu belirtilmiştir. Son 1 yılda ise bu ajanlara yanıt vermeyen, kısmi veya tam yanıt veren hastalar araştırılmış, tedaviye iyi yanıt verebilecekleri belirlemede bazı belirteçler olup olmadığı saptanmaya çalışılmış; yüksek kan eozinofil düzeyi, kronik rinosinüzitli nazal polip ve tedavi öncesi FEV1’in hem omalizumab hem mepolizumab tedavisine iyi yanıtı öngörmede kullanılabileceği ileri sürülmüştür. Tedaviye tam yanıt veren hastalarda omalizumab kesildikten sonra her 3 hastanın 1’inde tekrar başlanması gerekmiş, ama hastaların çoğunda omalizumabın etkisi devam etmiştir. Biyolojik ajanların hangisinin daha etkili olduğu da tüm dünyada cevabı aranan önemli bir sorudur. Ancak bu konuda birebir yapılmış araştırmalar yoktur. Ülkemizde eş zamanlı hem atopik hem eozinofilik ağır astımı olan hastalarda omalizumab ve mepolizumabın etkilerinin benzer olduğu saptanmıştır.
Son birkaç yıldaki bu verilere göre ve yeni biyolojik ajanların da piyasaya çıkacağı düşünüldüğünde ülkemizde ağır astımlı hastalarda biyolojik ajan tedavisi ile ilgili yayınlar artarak devam edecektir. Bu nedenle bizim düşüncemize göre cevap aranması gereken sorular aşağıdaki gibidir: