Günümüzde astımın tedavi hedefi tam kontroldür. Astım kontrolü iki bileşenli olup semptom kontrolü ve gelecek risklerin değerlendirilmesini içerir. Semptom kontrolü gündüz ve gece semptomlarının sıklığı, aktivite kısıtlanması ve ilaç kullanım sıklığına göre değerlendirilir. Buna göre tam kontrollü, kısmi kontrollü ve kontrolsüz astım olmak üzere üç kategoride sınıflandırılır. Astım atak varlığı, persistan hava akımı kısıtlaması ve ilaç yan etkileri gelecek riskleri açısından belirlenmelidir. Önceki yıl atak öyküsü, ilaç uyumsuzluğu, sigara ve çevresel risk faktörleri maruziyeti ve düşük solunum fonksiyon değerleri atak riskini arttıran faktörlerdir.
Astımda ağırlık geçmişte semptomların yoğunluğuna, solunum fonksiyon testleri ve atak sıklığına göre değerlendirilirken günümüzde ise astımı kontrol altında tutabilen tedavi basamaklarına bakılarak değerlendirilir. Buna göre tedavi basamaklarına göre basamak 1 hafif intermittan, basamak 2 hafif persistan, basamak 3 orta , basamak 4 ve 5 ise ağır astım olarak sınıflandırılmıştır.
Ülkemizde ağırlık ve kontrol kavramları ile ilgili 2000-2023 yılları arasında yapılan araştırma başlıkları incelendiğinde bu konularla direk veya indirek olarak ilişkili 79 çalışma saptandı. Bu çalışmalarda astım ağırlığı ve kontrolü hastanın klinik durumu, anket ve çeşitli ölçekler ile değerlendirilmiştir. Ayrıca inflamatuar ve genetik parametreler, solunum fonksiyon testleri gibi laboratuvar çalışmalarından da yararlanılmıştır. Bu bölümde makaleler ağırlık kavramı, kontrol kavramı, inflamasyon ile ağırlık, inflamasyon ile kontrol, ölçek, anketler ve yaşam kalitesi ile kontrol ve ağırlık, obesite ile kontrol ve ağırlık, radyolojik bulgular ile kontrol ve ağırlık, sağlıklı yaşam, komorbiditeler ile kontrol ve ağırlık, kardiyak bulgular ile kontrol ve ağırlık ve astımın sosyal boyutu ile kontrol ve ağırlık ilişkisi alt başlıkları altında sınıflandırılıp, sonuçları tablolar halinde paylaşıldı.
Bu çalışmaların sonucunda astım kontrol testi ve astım kontrol ölçeğinin astımın ağırlığı ve kontrolündeki değerlendirilmelerde güvenilir olduğu, atopik olmayan astımlıların kontrolünün düşük olduğu, ülke genelinde astım kontrol oranının %59 civarında olduğu, kontrol oranlarında bölgesel farklıkların varlığı, ağırlığa bakıldığında ise hafif astımın daha sık görülen klinik tablo olduğu gözlenmiştir. Kontrolsüz ve ağır astımda inflamasyonu belirlemede FeNO’nun önemli olduğu vurgulanmıştır. Vitamin D düzeyi düşüklüğünün kontrolsüz ve ağır astım ile korele olabileceği belirtilmiştir. Komorbiditelere bakıldığında ise ağır, kontrolsüz ve obez astımlılarda sistemik komorbiditelerin daha yüksek olduğu, nazal polip ve bronşektazi varlığının astım ağırlığı ile illişkili olup kronik sinüzit, OSA ve rinit varlığının, anksiyete ve depresyon gibi hastalıkların astım kontrolünü azalttığı ve gastroözefajeal reflunun varlığının astım kontrolünü kötü etkilediği gösterilmiştir. Orta ve ağır astımın obezlerde daha sık görüldüğü vurgulanmıştır. Kardiyak perioperatif alevlenmelerin ağır astımda sık olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi düşüklüğü, aktif sigara içiciliğinin ve obezitenin astımda kontrolsüzlüğe yol açabilecek faktörlerden olduğu gösterilmiştir.