Atakların ortaya çıkması; tetikleyicilere maruz kalma ve /veya kronik tedavinin yetersizliğini gösterir ve bunların önlenmesi ataklardan korunma adına temel noktalardır. Hastalık fenotipinin hipereozinofilik astım fenotipinde olması, eNO'in 45 p.p.b.'nin üzerinde olması ve sigara içme öyküsü sık ataklar için başlıca risk faktörlerini oluşturur. Mevcut tedavilerin hastalık semptomlarını ve atakları kontrol altına alamadığı Tip 2 inflamasyonla seyreden ağır astımlılarda biyolojik tedavilerin kullanılmasını gerekli kılmıştır. Ağır astımda kullanım onayı almış biyolojik ajanların atakları azaltıcı etkisi randomize kontrollü çalışmalar ve gerçek yaşam verileri ile net olarak ortaya konmuştur.
Ülkemizde astım ataklarından korunmada biyolojik ajanları rolü ile ilgili yapılmış ulusal ve uluslararası toplam altı (beş ulusal, bir uluslararası dergilerde yayınlanmış) çalışma vardır (Tablo 1).
Ulusal dergilerde yayınlanmış çalışmalarımızdan ilki 2010 yılında Bavbek S ve ark tarafından yapılmış ve omalizumab alan hastalarda atak sayısı, acil servis başvurusu ve hastane yatış sayısında sırasıyla %93, %95 ve %86 oranlarında azalma olduğu görülmüştür (p<0.05).
2018 yılında Turk M tarafından yapılan bir başka çalışmada omalizumab ile tedavi edilen atopik ağır persistan astımı olan hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiş ve son 1 yıldaki ortalama atak oranlarının başlangıca göre yaklaşık %76 oranında azaldığı görülmüştür.
2020 yılında Yılmaz İ ve ark tarafından yapılan çalışmada eşlik eden nazal polipli kronik rinosinüziti olan ve oral kortikosteroide (OCS) bağımlı ağır eozinofilik astımı olan hastalarda, mepolizumab tedavisinin kısa vadeli etkinliği değerlendirilmiş ve 24 hafta içinde astım ataklarının sayısı, mepolizumab tedavisi başladıktan sonra önemli ölçüde azaldığı görülmüştür.
2021 yılında yine Yılmaz İ ve ark tarafından yapılan bir başka çalışmada ağır eozinofilik astımlı gerçek hayattaki bir hasta kohortunda mepolizumab tedavisinin semptomlar, astım atakları, kan eozinofilleri, steroid bağımlılığı ve küçük hava yolları üzerindeki etkinliği değerlendirilmiş ve mepolizumab’ın 12., 24. ve 52. haftalarda astım atak oranlarını anlamlı olarak azalttığı gösterilmiştir.
2023 yılında Bulut İ ve ark tarafından yapılan çalışmada ağır eozinofilik astımı olup mepolizumab tedavisi alan hastalarda mepolizumab tedavisinin semptomlara, astım ataklarına, solunum fonksiyon testi parametrelerine, periferik kan eozinofil düzey ve yüzdesine etkisi incelenmiş ve astım atakları nedeniyle servis, yoğun bakım ve acil başvurularını azalttığı gösterilmiştir.
2022 yılında Özdel Öztürk B ve ark tarafından yapılan ve uluslararası dergide yayınlanmış olan çalışmada ağır eozinofilik astımı olan hastalarda mepolizumab tedavisinin bir önceki yıla göre atak oranlarını ortalama 3,40'tan 6. ayda 0,15'e ve 12. ayda 0,36'ya düşürdüğü gösterilmiştir.