Erişkin astımlıların %10-25’ini işyeri ilişkili astım oluşturmaktadır. Ülkemizde farklı iş kollarında zaman içinde yapılmış olan sınırlı sayıda çalışmada mesleki astım (MA) prevelansı verilmiş ancak ne yazık ki genel ülke verisi elde edilememiştir. Bu nedenle MA konusunda ulusal bir veri eksikliği olduğu söylenebilir (Şekil 1).
Mesleki astımda hangi mesleklerin risk altında olduğunun bilinmesi ve klinik pratikte bu meslek grubundaki hastaların gözden kaçırılmaması önemli noktalardır. Bu kapsamda son 23 yılda ülkemizden yapılan yirmiden fazla çalışma olduğu görülmektedir. Bu çalışmaların boya işçilerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Turgut ve ark oto ve mobilya boyacılığı yapan 142 işçide MA sıklığını %3.5 olarak bulurken, Temel ve ark 23 işçide %18, Uçgun ve ark ise 213 işçide %14 olarak tespit etmişlerdir. Diğer çalışmalarda farklı iş kollarına ait değerler de raporlanmıştır (Tablo 1).
Ülkemizden yapılan önemli bir çalışma da Dilşad Mungan ve arkadaşlarının yaptığı çok merkezli çalışmadır. Bu çalışmada 345 astımlı hastanın iş ile ilişkili semptomları değerlendirilmiş. Yüzde 37’si ev hanımı olan hastaların %12’sinin temizlik maddelerine temasla yakınmalarında artış olduğu saptanmıştır. Bu hastaların solunum fonksiyon parametreleri diğer hastalara göre düşük bulunmuştur. Ülkemiz özelinde astım hastalarının çoğunun kadın ve ev hanımı olduğu bir popülasyonda, temizlik maddeleri önemli bir tetikleyici olarak gözükmektedir. Ankara’dan Ö.Sertçelik ve arkadaşlarının yayınladığı bu konudaki bir diğer çalışmada ev temizliğinin 204 astımlı kadın hastanın hastalık kontrolleri üzerine önemli bir olumsuz etkisi olduğu gösterilmiştir (20).
Mesleki astım ile ilgili prevelans dışı çalışmalar da yapılmıştır. B.Üzmezoğlu ve ark. 2021 yılında yaptıkları çalışmada MA tanısında birden fazla testin birlikte kullanılmasının daha doğru sonuç verdiğini ifade etmiştir. Z. Sözener ve ark. ise 2017’de 22 hastada MA’ın medikal ve legal tanısını karşılaştırmışlar ve her iki tanı arasında %91.6 uyum bulmuşlardır.
Sonuç olarak ülkemizde prevelans çalışmalarının yanısıra tanı, tedavi ve korunma ile ilgili çalışmalara ihtiyaç olduğu görülmektedir.
Şekil 1. Ülkemizden 2000-2023 yıllarında mesleki astım konusunda yapılan yayınların yıllara
göre sayısal dağılımı.