Ağır astımın klinik özelliklerinin ve eşlik eden komorbiditelerin incelendiği çalışmalara bakıldığında, Oguzulgen ve ark. 1680 astımlı hastanın 51’inde (%3) bronşektazi tanısı da olduğunu ve bronşektazili astımlılarda ağır persistan astım oranının %49 olduğunu belirlemişlerdir. Ayrıca bronşektazinin eşlik ettiği astımlılarda atak nedeniyle hastaneye yatış ve kronik solunum yetmezliğinin anlamlı olarak daha sık olduğunu ve bronşektazinin astımın ağır ve kontrolsüz olmasına katkıda bulunduğunu saptamışlardır (1). Ceylan ve ark. 342 astım hastasını endoskopik burun muayenesi, solunum fonksiyon testi, deri prik testleri ve paranazal sinüs tomografisi kullanarak incelemişler, nazal polip varlığının astım şiddetindeki artışla ilişkili olduğu ve bu nedenle astımlı hastalarında nazal polipin araştırılması ve tedavi edilmesi gereken bir durum olduğu sonucuna varmışlardır (2). Şakar ve ark. SF-36 anketini kullanarak astım hastalarında yaşam kalitesini ve bunun astım şiddeti ve diğer demografik özellikler ile olası ilişkisini değerlendirmişlerdir (3). Astım şiddeti arttıkça yaşam kalitesi skorlarının düştüğünü gözlemlemişler ve bu nedenle tedavide fonksiyonel parametrelerin yanı sıra yaşam kalitesinin de iyileştirilmesinin primer tedavi amaçlarından biri olması gerektiğini bildirmişler (3).