Astım kronik inflamatuar bir hastalık olup inflamasyonun düzeyi hastalığın ağırlık ve kontrol düzeyini etkilemektedir. İnflamasyon ile ağırlık ve kontrol ilişkisini inceleyen çalışmalarda inflamasyon belirteçleri olarak balgamda inflamatuar hücre düzeyleri, ekspirasyon havasındaki nitrik oksit düzeyi (FENO) ölçümleri, plazma ve serumda bakılabilen TGF-beta, C reaktif protein (CRP) gibi inflamatuar belirteçler, oksidatif stress belirteçleri ve vitamin D düzeyi ile kontrol ve ağırlık kavramları arasındaki ilişki incelenmiş ve sonuçlar Tablo 1 ve Tablo 2’de özetlenmiştir. Bu çalışmalarda stabil astımlılarda plazma TGF-beta 1 seviyesinin astım kontrolünün sistemik bir belirteci olabileceği, plazma adrenomodülinin hastalığın ağırlığını belirlemede kullanılabileceği, IL-2 ve IL-10 düzeyinin inflamasyonu yansıtmadığı, PTX-3’ün hastalığın ağırlığını belirlemede yetersiz kaldığı belirtilmiştir. FENO düzeyinin stabil astımlılarda kontrolü belirlemede etkisi olmadığı ancak FeNO’nun inflamasyonun gösterilmesi ve hastalığın şiddetinin belirlenmesinde ise önemli olduğu gösterilmiştir. AKT düşük olgularda inflamasyon parametresi olan hscRP’nin kontrolsüz ve ağır astımlılarla korelasyon gösterdiğine değinilmiştir. Vitamin D düzeyinin düşüklüğünün astım ağırlığı ve kontrolsüz astım ile ilişkili olabileceği, solunum fonksiyon testlerinde küçük hava yollarındaki parametrelerin düşüklüğünde AKT’nin de düşük gözlendiği ve astım kontrolde bile olsa oksidatif stresin varlığı bu araştırmalarda belirtilmiştir.
Radyolojik bulgularla astım ağırlığı ve kontrolü arasında ilişkiyi araştıran çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalarda HRCT ( yüksek rezolüsyonlu bilgisayarlı tomografi), klinik özellikler, laboratuvar testleri ve solunum fonksiyon testleri ile ağırlık, kontrol değerlendirilmiştir. Tablo 3’ de bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar özetlenmiştir. Bu araştırmalarda astımlılarda anormal HRCT bulgularının varlığının; artmış hastalık ağırlığı, azalmış FEV1 değeri ve artmış astım süresi ile orantılı olduğu belirtilmiştir. Astım hastalarındaki toraks HRCT ‘deki bronşial yapısal değişiklikler ve bu değişikliklerin astım şiddeti ile ilişkisinin değerlendirildiği bir başka çalışmada astım şiddeti ile toraks HRCT bulguları ve ölçülen parametreler arasında korelasyon saptanmamıştır.
Atopi astımın için risk faktörü olup allerji varlığında allerjenlerle temasın önlenememesi astım kontrolünü etkileyebilmektedir. Ağır astımlılarda atopi önemlidir. Bu konuda yapılan çalışmalarda klinik ve demografik özellikler yanında deri prik testleri, immunglobulin E (IgE ) düzeyi ve astım kontrol testi (AKT) kullanılmış olup Tablo 4’de sonuçlar özetlenmiştir. Bu konuda yapılan çalışmalardan atopik ve non atopikler arasında astım kontrolü ve yaşam kalitesi açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Bir araştırmada allerjen duyarlığı farklılıklarına göre astım ağırlığına bakıldığında ise çim– çavdar karışımına duyarlılık en fazla orta ağırlıklı astım grubunda, zeytin polenine karşı duyarlılık hafif astımlı grup da daha yüksek olarak saptanmıştır. Ancak mite duyarlılığının ise hafif ve orta ağırlıktaki astım gruplarında daha yüksek olduğu gözlenirken mold duyarlılığı ile kontrol arasında ilişki gösterilememiş.