|
Yıl
|
Yazar
|
Örneklem sayısı
|
Çalışma popülasyon özellikleri
|
Çalışılan parametreler
|
Sonuç
|
|
2002
|
Kartaloğlu Z ve ark.
(1)
|
16 hasta
|
3. basamak hastane
|
Klinik,SFT,EEG,AKG,IgE, eozinofil
|
Genç erişkin astımlılarda ataklar arası dönemde (hipokseminin olmadığı sırada) EEG ile santral sinir sistemindeki (SSS) değişiklikler ve bunların hastalığın klinik ve laboratuvar özellikleri ile ilişkisini belirlemeyi amaçlayan çalışmada ; astım şiddetinin SSS’ni etkileyerek özellikle düşük amplitüdlü EEG değişikliği oluşturduğu saptanmıştır. EEG değişikliklerinin hipoksemi dışında başka faktörlerin de etkisiyle oluşabileceği ve daha ileri incelemelerin yapılması gerektiği belirtilmiştir.
|
|
2006
|
Dursun AB ve ark. (2)
|
80 hasta
|
3. basamak hastane
|
Klinik,PNS BT, deri prick test,nazal endoskopi, Total sinonazal semptom skoru (SNSS),Total opasifikasyon skoru (TOS)
|
Nonatopik astımlı hastalarda daha fazla sinonazal hastalık ve ağır astım görüldüğü ancak PNS BT'de görülen sinonazal tutulum ile astım ağırlığı arasında ilişki saptanmadığı, astım ağırlığından bağımsız olarak sinonazal tutulumun olabileceği belirtilmiştir.
|
|
2007
|
Ceylan E ve ark. (3)
|
342 hasta
|
3. basamak hastane
|
Klinik,SFT, nazal endoskopi, deri prick test, PNSBT
|
Nazal polip varlığının hafif astım grubuna göre orta ve ağır astım grubunda daha yüksek oranda saptanmış olması nedeniyle nazal polip varlığının astım ağırlık artışı için risk faktörü olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
|
|
2010
|
Çelikel S ve ark.(4)
|
276 hasta
|
3.basamak hastane
|
Demografik, klinik, SFT, deri prick test
|
Mevsimsel rinitin eşlik ettiği astımlı hastaların daha atopik, daha erken başlangıçlı, hafif dereceli astım olduğu ve daha iyi solunum fonksiyon testlerine sahip olduğu bildirilmiştir. Analjezik intoleransının eşlik ettiği astım grubunun ise daha ağır astım olma eğiliminde olduğu, kronik ürtikerin eşlik ettiği astımın ise karakteristik bir fenotip özellik göstermediği bildirilmiştir.
|
|
2014
|
Hayat E ve ark.(5)
|
50 hasta
|
3. basamak hastane
|
SFT, Reflü Semptom İndeksi (RSİ), Alerjik Rinokonjonktivit Semptom İndeksi (ARSİ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), AKT, Astım yaşam kalitesi anketi
(AQLQ)
|
Gastroözefageal reflü ve alerjik rinitin astımlı hastalarda yaşam kalitesini ve astım kontrolünü olumsuz yönde etkilediği ayrıca kötü uyku kalitesinin kötü astım kontrolü ile ilişkili olduğu belritilmiştir.
|
|
2014
|
Yılmaz A ve ark
(6)
|
97 hasta /
90 kontrol
|
3. basamak hastane
|
Klinik, SFT,yaşam kalitesi ve kişilik bozukluğu anketleri
|
Olguların %61.85’inin hafif persistan astım olarak değerlendirildiği çalışmada yaşam kalitesi anket skorlarının sağlıklı kontrollere göre düşük olduğu, astımlı olgularda daha fazla kişilik bozuklukları olduğu belirlenmiştir. Obsessif kompulsif kişilik bozukluğunun daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Hastalık ağırlığı ile yaşam kalitesi anketindeki yaşam gücü ve emosyonel rol güçlükleri arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir.
|
|
2018
|
Çelebi Sözener Z. (7)
|
229 hasta
|
3.basamak hastane
|
Klinik, AKT
|
Retrospektif çalışmada hastaların %35.8’inin kontrollü, %19.7’sinin kısmi kontrollü, %44.5’i ise iyi kontrollü olduğu belirtilmiş. Eozinofilik astımlılarda astımın ağır ve kontrolsüz olduğu, nonatopiklerin atopiklere göre kontrolsüz olduğu belirtilmiştir. Sistemik komorbiditeler nonatopiklerde daha yüksek iken allerjk komorbiditeler ile astım ağırlığı ve kontrolü arasında ilişki saptanmadığı bildirilmiştir. Nazal polip veya bronşektazinin eşlik ettiği astımlıların klinik olarak ağır astım grubunda yer aldığı belirtilmiştir. Kronik sinüzit ve depresyonun kontrolsüzlük için risk faktörü olduğu olduğu belirtilmiştir. Ağır, kontrolsüz, nonatopik ve obez astımlılarda sistemik komorbidite riskinin yüksek olduğu belirtilmiştir.
|
|
2018
|
Çoban H ve ark.(8)
|
147 hasta
|
3. basamak hastane
|
AKT, Hastane anksiyete ve depresyon ölçeği (HAD), AQLQ
|
Astımlı hastalarda anksiyete ve depresyon semptomlarının sıklığını araştırmak ve bu hastalarda anksiyete ve depresyon semptomlarının astım kontrolü ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Kontrolsüz astım grubunda anksiyete ve depresyon skorları anlamlı olarak yüksek, yaşam kalitesi skorları daha düşük ve anksiyete ve depresyon gruplarında da AKT ve AQLQ skorları daha düşük saptanmıştır.
|
|
2020
|
Sagmen SB ve ark. (9)
|
88 hasta
|
3. basamak hastane
|
AKT, SFT, BMI Hastane anksiyete ve depresyon ölçeği (HAD), Başa çıkma tutumlarını değerlendirme ölçeği (COPE), Marlowe Crowne sosyal istenirlik ölçeği (MCSD)
|
Astım hastalarında anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik komorbiditelerin yanı sıra başa çıkma stratejilerinin stres yönetimi ve sosyal istenirlik açısından değerlendirilmesi ve astım kontrolü üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bireylerin stresli durumlarla başa çıkmak için benimsedikleri yaklaşımın bilinmesi, tedavi hedeflerinin belirlenmesinde ve terapötik etkinliğin izlenmesinde yardımcı olabileceği belirtilmiştir.
|
|
2021
|
Mat Özden D ve ark. (10)
|
137 hasta
|
3. basamak hastane
|
AKT ve Berlin anketi
|
Astımı olan, tedaviye uyumlu ve inhaler cihazları doğru teknikle kullananlarda, yüksek OSA riski, kötü astım kontrolü ile ilişkilendirilmiştir.
|
|
2023
|
Aydın C ve ark. (11)
|
114 hasta
|
3. basamak hastane
|
AKT
|
Rinit şiddetinin astım kontrolüne etkisinin değerlendirildiği çalışmada, farklı şiddetteki rinit grupları arasında AKT skorlarının istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu belirtilmiştir. Rinitin şiddetli olması daha kötü astım kontrolü ile ilişkilendirilmiştir.
|
|
EEG; elektroensefalografi, SFT; Solunum fonksiyon testi, AKG; Arteryel kan gazı, IgE; Immunglobulin E, PNSBT; Paranazal sinüs bilgisayarlı tomografi, SFT; Solunum fonksiyon testi, BMI; Vücut kitle indeksi
|