Astım, sık görülen, altta yatan farklı mekanizmalar sonucu farklı klinik özelliklerle
seyreden ve heterojen spektrumu olan bir hastalıktır. Artrit, anemi ve kanser gibi bir 'şemsiye' terim
olarak da kabul edilmektedir. 'Astım' terimini kullanmak, 'herkese uyan tek tip' anlamına gelmez.
Hastalığın bu heterojen klinik özellikleri ve patofizyolojik mekanizmaları hastaların farklı astım
kliniği ve tedavi yanıtı ile karşımıza gelme nedenidir (1). Astım fenotipleri tanımı, astım
patofizyolojisini daha iyi anlamak ve tedavisini iyileştirmek için ortak klinik özelliklere sahip
hasta alt gruplarını tanımlama arzusundan kaynaklanmıştır. Bir astım fenotipi, Avrupa Solunum Derneği
ve Amerikan Toraks Derneği yönergeleri tarafından “bir organizmanın, genetik yapısı ile çevresel
etkiler arasındaki etkileşimden kaynaklanan, nispeten kararlı fakat değişmez olmayan bileşik,
gözlemlenebilir özellikleri” olarak tanımlanmaktadır (2).
Astım fenotipleri başlangıçta klinik ve fizyolojik fenotipler (ağırlık, başlangıç zamanı,
sabit hava akımı kısıtlılığı veya sık alevlenmelerin varlığı) tetik çeken faktörlere bağlı fenotipler
(aspirin ve nonsteroid antiinflamatuarlar, allerjik, mesleksel, menstruasyon ile tetiklenme vs) ve
patofizyolojik nedenlere bağlı gelişen fenotipler (eozinofilik, nötrofilik ve paucigranülositik)
olarak gruplandırılmıştır (3). Daha sonra yayımlanan pek çok makalede farklı kümeleme sistemleri
kullanılmıştır (4-8). Bu sınıflamalar, altta yatan farklı mekanizmalara sahip olması muhtemel
demografik, klinik ve/veya patofizyolojik özelliklerin kümeleriyle tanımlanan çoklu astım
fenotiplerinin varlığını göstermek için yapılmıştır. Tanımlanmış bir obstrüktif akciğer hastalığı
fenotipi olan hastalar, altta yatan mekanizmaya bağlı olmaksızın, başka ortak bir klinik, fonksiyonel
ve/veya inflamatuar özelliği olan kümenin de özelliklerini paylaşabildiğini göstermiştir: Örnek;
allerjik astım, aspirinle şiddetlenen solunum yolu hastalığı, şiddetli eozinofilik astım (9).
Ülkemizde fenotiplerle ilgili dünya ile paralel olarak birçok bilim insanımız çalışmalar
yapıp yayımlamıştır. Bu bölüm 2000-2023 yılları arasında yapılmış ulusal araştırmalar taranarak
hazırlanmıştır.
MATERYAL METOD
İlk aşamada bölüm yazarları ile birlikte 2000 yılından itibaren dörder yıllık zaman
aralıklarını içerecek şekilde “Türkiye, astım, fenotip, klinik özellik, komorbiditeler,
tetikleyiciler, aspirin, NERD, yaşlı astımı” anahtar kelimeleri kullanarak ulusal ve uluslararası
dizinlerde ülkemizden yapılmış yayınlar tespit edildi. Tüm yayınlar saptandıktan sonra makaleler
aşağıdaki yedi farklı başlık altında toplanarak özetlendi.
- Genel fenotipleme
- Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlarla alevlenen hava yolu hastalığı
- Yaşla ilişkili (erken ve geç başlangıçlı astım)
- Mesleksel astım
- Obezite ile seyreden astım
- Diğer fenotipler (egzersizle tetiklenen astım ve perimenstrüel astım)
- Komorbiditeler
SONUÇLAR
Tüm yukarda verilen dizilerde yapılan taramalar sonucunda verilen anahtar kelimeler ile
uyumlu 179 yayına ulaşıldı. Bunlardan ayrıntılı inceleme sonrasında diğer bölümlerle ilgili olan 32
yayın tarama dışı bırakıldı. Yayınların yıllara göre dağılımı Şekil 1’de özetlenmiştir. Tüm
fenotiplerle ilgili en çok yayın 2010-2014 yılları arasında yapılmıştır. Her bir bölüm yazarının
konuları ile ilgili kullanmış oldukları yayınlara ‘Sanal Astım Müzesi’ web sitesinden
ulaşılabilir.
Şekil 1. Türkiye’de astım fenotip çalışmalarının yıllara göre dağılımı
2000-2023 yılları arasında fenotiplerle ilgili yapılan çalışmalar ve bunların taranması
sonunda ülkemizdeki durum ve gelecekte yapılması için önerilerimiz aşağıda özetlenmektedir.
-
Genel fenotipler ile ilgili yayın analizlerine bakıldığında astımda
biyobelirteçlere göre fenotipler konusunda yapılmış ülkemiz çalışmaları incelendiğinde allerjik ve
allerjik olmayan fenotipin çok sayıda çalışmada araştırıldığı, bununla birlikte eozinofilik
fenotipin ise daha az sayıda çalışmada incelendiği görülmektedir. Ülkemizde yürütülen, çok
merkezli, oldukça geniş hasta sayısına sahip çalışmalar, ülkemizde allerjik ve eozinofilik astım
sıklığının yüksek olduğunu göstermekte ve fenotiplerin bölgesel dağılımları konusunda da fikir
vermektedir. Farklı astım fenotipleri arasında çakışmaların önemli oranlarda görüldüğü göz önüne
alınarak ülkemizde bu çakışmaların analiz edildiği çok merkezli çalışmalar ve kümeleme
çalışmalarının yapılması, ülkemiz astım literatürüne önemli katkı sağlayabilir.
- Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlarla alevlenen hava yolu hastalığı
(NERD) konusunda ülkemizde yapılan çalışmalar ilk olarak 1999 yılında başlamış, sonrasında giderek
artmıştır. Ülkemizde yürütülen çalışmalar, NERD’de epidemiyoloji, patogenez, tanı ve tedavi
konularında literatüre önemli düzeyde katkı sağlamıştır. Esasen NERD’de yaklaşım tanının
kesinleştirilmesi, güvenle kullanılabilecek alternatif NSAİİ bulunması, hastanın aspirin
desensitizasyonu ve sonrasında düzenli aspirin tedavisi için değerlendirilmesi, tekrarlayan
hiperplastik eozinofilik kronik rinosinüzite yaklaşım konularını içermektedir. Hedefe yönelik
biyolojik ajanların kullanımı umut vaad etmektedir. Yayınlanan çalışmalar incelendiğinde, konunun
özel ilgi alanı olması nedeniyle Türkiye’de sayılı merkezlerde incelendiği sonucuna varılmıştır.
Önümüzdeki yıllarda yürütülecek çalışmalar NERD fenotiplerini belirlemek, hangi hastaların hangi
tedaviden daha çok fayda sağlayacağını öngörebilmek üzerine olması beklenmektedir.
-
Yaşa bağlı astım çalışmaları analiz edildiğinde geç başlangıç veya
ileri yaş astımlı hastalarda genç astımlılara göre daha az oranda tespit edilmekle birlikte
yaklaşık 1/3’ünde atopi varlığı gösterilmiştir. Bunun yanısıra sigara maruziyeti -halen veya
geçmişte- genç ve ileri yaş astımlılarda benzer bulunduğu gibi daha az olduğunu gösteren
çalışmalar da mevcuttur. Ülkemizden yapılan çalışmaların diğer ortak sonuçları ise ileri yaş
astımlılarda genç astımlılara göre komorbiditelerin daha fazla, astım kontrolünün daha kötü,
hastane yatışı ve acil başvurularının daha fazla olduğu ; astım hastalık süresi uzadıkça
radyolojik ve fonksiyonel değişikliklerin daha fazla geliştiğidir. Dikkat çekici diğer iki
çalışmada ise ileri yaş astımlı hastaların astım semptom algılamasının ve hastalık bilgisinin genç
astımlılara göre daha az olduğu tespit edilmiştir. İleri yaş astımında klinik seyire etki
edebilmek, mevcut tüm tedavi seçeneklerinden bu yaş grubunun da faydalanabilmesini sağlamak ve
dolayısıyla sağlık ekonomisine katkıda bulunmak üzere hem sağlık çalışanlarının hem de hasta ve
yakınlarının konuyla ilgili farkıdalıklarını arttırmaya yönelik çalışmaların planlaması
gereklidir.
-
Erişkin astımlıların %10-25’ini işyeri ilişkili astım
oluşturmaktadır. Ülkemizde farklı iş kollarında zaman içinde yapılmış olan sınırlı sayıda
çalışmada mesleki astım (MA) prevalansı verilmiş ancak ne yazık ki genel ülke verisi elde
edilememiştir. Bu nedenle MA konusunda ulusal bir veri eksikliği olduğu söylenebilir.
-
Obezite tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Astımlı hastalarda
da hastalık kontrolünü zorlaştıran bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Astımlı hastaların
dahil edildiği neredeyse tüm çalışmalarda Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve obezite verisi verilmekle
birlikte son 23 yılda obezite-astım ilişkisini araştıran 7 adet çalışmanın yapıldığını tespit
ettik.
-
Egzersizle tetiklenen bronkokonstriksiyon ve tetikleyici olarak
egzersizle tetiklenen astım terimlerinin ayırt edilmesi önemlidir. Egzersizin niteliğinin
tanımlanması ve hava şartları ile beraber değerlendirilmesi önemlidir. Egzersizle tetiklenen
bronkonstriksiyon ve egzersizin astım üzerine etkisine dair patofizyolojik çalışmalara ihtiyaç
vardır.
-
Perimenstrual astımın hangi hastalarda geliştiğine dair yeterli
veri bulunmamaktadır, ileride çalışılması gereken bir konu olarak görünmektedir. Ayrıca
prevalanstaki değişkenliğin çok fazla olduğu göz önüne alınırsa hasta beyanından ziyade semptom
değişkenliğini objektif kriterlerlerle değerlendirecek ek çalışmalara ihtiyaç vardır.
-
Ülkemizde astımda komorbiditeler üzerine yapılmış oldukça geniş
hasta sayılarına ulaşan çalışmalar mevcuttur. Fenotiplere göre değerlendirilmelerin yapılmış
olması literatüre önemli katkılar sağlamaktadır.
KAYNAKLAR
-
TTD/AID Astım Tanı ve Tedavi Rehberi Güncellemesi 2020 ed; Gülfem E. Çelik, ISBN: 978-605-74980-0-7. https://www.toraks.org.tr/site/sf/documents/2020/12/50b2903b68004d73e3ca14d5e2589b251023aa477d5f257e6ce5da7b09437d24.pdf
-
Chung KF, Wenzel SE, Brozek JL, Bush A, Castro M, Sterk PJ, Adcock IM, Bateman ED, Bel EH, Bleecker ER,
et al. International ERS/ATS guidelines on definition, evaluation, and treatment of
severe asthma. Eur Respir J. 2013;43(2):343–73. doi:10.1183/09031936.00202013. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24337046/
-
Kupczyk M & Wenzel S. Journal of InternalMedicine, 2012, 272;
121–132. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22630041/
-
Dolan CM et al The Epidemiology and Natural History of Asthma:
Outcomes and Treatment Regimens (TENOR). Ann Allergy Asthma Immunol. 2004; 92:32–39. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/14756457/
-
Gaga M et al. European Network For Understanding Mechanisms of
Severe Asthma (ENFUMOSA). Clin Exp Allergy 2005; 35:954–959. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/14516137/
-
Moore WC, Meyers DA, Wenzel SE, Gerald Teague W, Li H, Li X et al.
Identification of asthma phenotypes using cluster analysis in the Severe Asthma Research Program
(SARP) Am J Respir Crit Care Med Vol 181. pp 315–323, 2010. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19892860/
-
Kupczyk M, ten Brinke A, Sterk PJ, Bel EH, Papi A, Cahnez P
et al. Frequent exacerbators- a distinct phenotype. Clinical & Experimental Allergy, 2013; 44
: 212–221. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24447083/
-
Shaw DE, Sousa AR, Fowler SJ, Fleming LJ, Roberts G, Corfield J et
al. Clinical and inflammatory characteristics of the European U-BIOPRED adult severe asthma
cohort. Eur Respir J 2015; 46: 1308–1321. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26357963/
-
Definition, description and diagnosis of asthma. Global Initiative
for Asthma. Global Strategy for Asthma Management and Prevention (GINA), 2023 https://ginasthma.org/wp-content/uploads/2023/07/GINA-2023-Full-report-23_07_06-WMS.pdf