Astım, yetişkinlerde görülme sıklığı yüksek olan kronik bir hastalıktır ve dünya çapında 300 milyon kişiyi etkileyen küresel bir sağlık sorunu olmasının yanısıra, sosyal ve ekonomik bir sorundur (1). Astımın ağırlığı ve astım atakları artan astım maliyeti ile ilişkilidir (2). Astım, hastalığın yüksek prevalansı ile birlikte tıbbi harcamalarda önemli artışa ve üretkenlik kaybına yol açan hem doğrudan hem de dolaylı maliyetler açısından önemli ekonomik yük ile ilişkilendirilmiştir (3).
Bu nedenle, ekonomik yük incelenirken hem doğrudan hem de dolaylı maliyetler değerlendirilmelidir (1). Direkt tıbbi maliyet; ayakta tedavi vizitleri, laboratuvar ve radyolojik testler, hastaneye yatışlar/müdahaleler, ilaç tedavisi, kullanılan ekipman ve ek hastalıklarla ilgili maliyet kalemleri temel alınarak hesaplanmaktadır (4). Dolaylı maliyetler ise, belirli bir hastalıkla ilişkili hastalık ve ölüm oranlarının bir sonucu olarak iş verimliliğinin sona ermesi veya azalması nedeniyle ortaya çıkan harcamalar olarak tanımlanabilir. Dolaylı maliyetler genellikle iş kaybı, hastalık ve hastalıklardan kaynaklanan üretkenliğin azalmasıyla oluşmaktadır (5).
Ülkemizde yapılan maliyet çalışmaları sınırlı sayıdadır ve erişkin astım maliyeti çalışmalarının tamamında astımın doğrudan maliyeti değerlendirilmiştir (1,2). Elde edilen sonuçlara bakıldığında astımın maliyeti diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de önemli boyuttadır (1,2). Hastalığın ağırlığı ile doğrudan maliyet artmakta ve ataklar doğrudan tedavi maliyetinde önemli yer tutmaktadır (1,2). Özellikle acil servis ziyaretleri ve hastaneye yatışlar astım maliyetinin yarıdan fazlasını oluşturmaktadır (6). Maliyet bileşenlerinin değerlendirildiği çalışmalarda direkt maliyetin %47-86’sının hastane yatışlarından, %38-89’u gibi önemli kısmının ilaç tedavisinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır (7).
Ülkemizde 2000 ve 2023 yılları arasında yapılmış toplam 11 erişkin astım maliyet çalışması bulunmaktadır (Tablo 1). Bavbek S. ve ark. yaptığı çalışmada ülkemizde astım nedeniyle hastane yatışı olan hastaların demografik ve klinik verileri tanımlanarak kontrolsüz astımlı hastaların özellikleri belirlenmiş ve dolaylı olarak astım maliyetini arttıran faktörler saptanmıştır (1). İleri yaş, uzun astım süresi, ağır astım varlığı, non-atopi, nonsteroidal antiinflamatuar ilaç (NSAİİ) duyarlılığı ve düşük eğitim seviyesi hastaneye yatışı gerektiren atak ile ilişkili bulunmuştur. NSAİİ duyarlılığı astım kontrolünü 3,63 kat, kronik rinosinüzit 2,24 kat, düşük eğitim düzeyi ise 2,24 kat etkilemektedir (3). Ankara’da erişkin astımlılarda yapılan prospektif bir araştırmada toplam yıllık astım maliyeti 1467 ± 111.8 USD olarak bulunmuştur (2). Çelik G. ve ark. yaptığı bu çalışmanın sonuçlarına göre doğrudan maliyetin çoğunluğunu (%81) ilaç maliyetleri oluşturmakta ve maliyet hastalığın ağırlığı ilerledikçe artmaktadır (4). Basamak 1, 2, 3 ve 4 için maliyet sırasıyla 172.5 ± 51.7, 860.7 ± 70.2, 1,671.6 ± 141.8 ve 3,491.9 ± 417.6 USD olarak bulunmuştur (2). Sekiz yıl sonra 118 olgunun 58’ine yeniden ulaşılarak astımın direkt maliyetinde bir değişme olup olmadığı değerlendirilmiştir (3). Astımın yıllık ortalama maliyeti 830.2 USD (963.1 TL) bulunmuştur. Astım ağırlığı arttıkça maliyetinin arttığı saptanmıştır (ağır astım= 1563 USD (1814 TL), orta astım= 857.4 USD (994.5 TL) ve hafif astım= 152.8 USD (177.2 TL)). Yine benzer şekilde maliyet bileşenlerine bakıldığında en yüksek maliyetin astım ilaçları (toplam maliyetin %45’i) ve hastane yatışlarından (toplam maliyetin %40’ı) kaynaklandığı görülmüştür (3).
Eğitim Araştırma Hastanesi acil servisine başvuran astım ataklı hastaların hastane maliyetlerini değerlendiren retrospektif bir çalışmada acil serviste tedavi edilen hastalar ve hastanede yatan hastalar için ortalama maliyet sırasıyla 170.66 ± 86.71 TL ve 836.60 ± 324.30 TL olarak saptanmıştır (4). Tedavi işlemlerinin, acil serviste tedavi edilen grupta hastane maliyetlerinin %45.8’ini (78.11 TL), yatarak tedavi edilen grupta ise hastane maliyetlerinin %38.5’ini (322.20 TL) oluşturduğu görülmüştür (4). Aksu NM ve ark. yaptığı benzer nitelikte bir araştırmada acil servise başvuran hastalarda ortalama maliyet 169.3 USD olarak bulunmuştur (5). Üçüncü basamak sağlık merkezlerinde astım alevlenmesi başına düşen direkt maliyetin değerlendirildiği çok merkezli retrospektif bir çalışmada ise atak başına ortalama maliyet 219.9 Euro olarak saptanmıştır. Maliyet hafif ataklar için 128.6 Euro, orta ataklar için 172.6 Euro, ağır ataklar için ise 308.2 Euro olarak hesaplanmıştır. Maliyet hastaneye yatırılarak takip edilenlerde ve hastalığın kontrolsüz olduğu durumlarda artmaktadır (6).
İkinci basamak sağlık kurumunda yatırılarak tedavi edilen astım hastalarında ortalama maliyet 923.8 ± 562.2 TL (513.2 USD ± 312.3 USD; 401.7 Euro ± 244.4 Euro) ve ortalama hastanede yatış süresi 8.5 ± 4.6 gün olarak hesaplanmıştır (7).
Obstrüktif akciğer hastalıklarında inhaler tedavi maliyetini değerlendiren bir araştırmanın sonuçlarına göre ülkemizde 1998 yılında 2,6 milyon kutu olan inhaler ilaç satışı 2015 yılında 40 milyon kutuya ulaşmıştır (8). Bu ilaçların toplam satış tutarı ise 2010 yılında 6,6 milyon TL iken 2015 yılında 625 milyon TL olarak hesaplanmıştır (9). Ağır astım maliyeti hesaplandığında ayaktan yıllık tedavi maliyetinin 177,91 USD, laboratuvar ve radyolojik testlerin 82,32 USD, hastaneye yatış/müdahale maliyetinin 1.154,55 USD, ilaç tedavisi/ekipman maliyetinin 289,63 USD ve eşlik eden komorbid hastalıkların tedavi maliyetinin 665,39 USD olduğu bulunmuştur. Yıllık ortalama maliyet ise hasta başına 4.369,76 USD’dır (9). Ağır astımlılarda omalizumab ve standart bakım ile tedavi maliyetini değerlendiren güncel bir çalışmada standart bakım kolunda hasta maliyeti 23.607,08 TL, omalizumab ve standart bakım kolunda ise 425.329,81 TL bulunmuştur (11).
Ülkemizdeki astım maliyet çalışmaların çoğu direkt tıbbi maliyet konusuna yoğunlaşmaktadır. Bu alanda hastanın sağlığı açısından çok önemli olan, dolaylı sağlık maliyetlerine yönelik bilimsel araştırmalara oldukça ihtiyaç vardır (11). Astım hastalarında kontrolün sağlanmasına yönelik girişimlerin yanısıra hastaların eğitimi astımın sosyoekonomik yükünün azaltılmasına yardımcı olabilir. Ülkemizde bu konuda önemli boyutta veri eksikliği vardır.