Astımda yaşam kalitesinin kötüleştiğini öngörmek zor olmamakla birlikte, ülkemizde 2000 ve 2023 yılları arasında erişkin astımlı hastalarda yaşam kalitesiyle ilgili yapılan çalışmaların sayının çok da yüksek olmadığı görülmektedir. Toplam 31 çalışmanın yıllara göre homojen olarak dağıldığı görülürken, 2005 ve 2014 yıllarında dörder yayın yapıldığı gözlenmiştir. Çalışmaların yaklaşık yarısında komorbid durumların yaşam kalitesini nasıl etkilediği araştırılırken; bazılarının yaşam kalitesini bozduğuna, bazılarının da etkisi olmadığına dikkat çekilmiştir. Pandemi döneminde yapılan bir çalışmada, astımlıların özellikle stres ve korku seviyeleri daha yüksek bulunup yaşam kalitelerinin bozulduğu gösterilmiştir. Yaşam kalitesi ile ilgili yapılan çalışmalarda araştırılan bir başka konu da yazılı tedavi planı, şekillerle anlatılan tedavi planı ve inhaler kullanımına yönelik eğitimler gibi farklı hasta eğitim yöntemlerinin yaşam kalitesini olumlu etkilediği vurgulanmıştır. Az sayıda çalışmada ise yaşam kalitesi anketlerinin Türkçe versiyonlarının etkinliği ve güvenilirliği gösterilmiştir. Son yıllarda ilginç olarak Paranayama nefes tekniği ile yoganın solunum fonksiyonlarını iyileştirerek astım kontrolünü arttırdığı, dolayısıyla paramedikal yöntemlerin gelecekte bu açıdan ümit vaad edebileceği irdelenmiştir. Pandemi ile birlikte gelecekte Teletıp uygulamasına yönelik veri eksikliğine dikkat çekilerek, bu konuda bilimsel araştırmalara ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Yaşam kalitesi ile astım harcamaları arasındaki negatif ilişki de dikkati çekmektedir. Dolayısıyla ülkemizde bundan sonraki yıllarda astımda yaşam kalitesini arttıracak yeni tedavi yöntemleri; ilaçlar, farklı yöntemler, vs konusunda yapılacak çalışmalar giderek önem kazanacaktır.
Astımın yüksek prevalansı ile birlikte, ağırlığının da artan astım maliyeti ile ilişkili olduğu açıktır. Buna karşın ülkemizde erişkin astım maliyeti konusunda yapılan çok az sayıdaki (toplam 11 çalışma) çalışmada astımın doğrudan maliyeti değerlendirilmiş ve özellikle kontrolsüz astım nedeniyle acil servis ziyaretleri ile hastaneye yatışların astım maliyetinin yarıdan fazlasını oluşturduğu gösterilmiştir. İleri yaş, uzun astım süresi, ağır astım varlığı, non-atopi, nonsteroidal antiinflamatuar ilaç (NSAİİ) duyarlılığı ve düşük eğitim seviyesi hastaneye yatışı gerektiren atak ile ilişkili bulunmuştur. Doğrudan maliyetin %47-86’sının hastane yatışlarından, %38-89’u gibi önemli kısmının ise ilaç tedavisinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Prospektif olarak yıllık astım maliyeti 1467 ± 111.8 USD olarak bulunmuştur. Astım ağırlığı arttıkça maliyetinin arttığı saptanmıştır (ağır astım= 1563 USD, orta astım= 857.4 USD ve hafif astım= 152.8 USD).
Ağır astımda bu miktar çok daha fazla artmakta, yıllık ortalama maliyet hasta başına 4.369,76 USD olarak bulunurken, omalizumab ve standart bakım ile tedavi maliyetini değerlendiren bir çalışmada standart bakım kolunda hasta maliyeti 23.607,08 TL, omalizumab ve standart bakım kolunda ise 425.329,81 TL bulunmuştur. Bu doğrudan maliyetlerin yanısıra, hastanın sağlığı açısından çok önemli olan ve iş verimliliğini etkileyen dolaylı sağlık maliyetlerine yönelik bilimsel araştırmaların eksikliği göze çarpmaktadır. Gelişen dünyayla birlikte, ülkemizde de global açıdan olduğu gibi doğrudan maliyetlere yönelik araştırmaların yanısıra, en az bunun kadar önemli olan dolaylı maliyetlere yönelik çalışmalara acilen ihtiyaç olduğu ortadadır.