Pek çok kronik hastalıkta olduğu gibi astım olgularında da, hastalığın seyrine göre düzenlenmiş kişiselleştirilmiş aksiyon planı ile hastaların tedavilerinde aktif rol almalarının sağlanabilir. Astım olgularında tedavi kararına dahil olunması olguların yaşam kalitesine olumlu katkı sağladığı, hastane ve acil başvurularını azalttığı belirtilmektedir (1,2). Bu tedavi planlarının oluşturulması ve hastaların bilgilendirilmeleri yazılı ve/veya görsel olarak düzenlenmiş eğitim programları ile yapılabilmektedir.
Ülkemizde 2000-2023 tarihleri arasında yapılmış olan astım hasta eğitimi ile ilgili yayınlarda astım eğitimi ile acil ve hastane başvurularının azaldığı, kurtarıcı ilaç kullanımının azaldığı, inhaler tekniğin düzeldiği gözlenmiştir (Tablo 1). Diğer taraftan Demiralay’ın yaptığı çalışmada ise hasta eğitimi ile hastane başvuruları arasında fark gözlenmemiştir (3). Çalışmaların çoğunluğunda astım eğitimi ve St. George’s Respiratory Questionnaire ile değerlendirilen yaşam kalitesi testlerinde düzelme olduğu belirtilmektedir (4,5). Astım hastalığı olan olguların 3 yıl takipleri sonucunda eğitim alan grupta acil ve hastane başvurusunun olmadığı; kısa etkili betamimetik kullanımının da daha az olduğu belirlenmiştir (6). Astımda hasta eğitimi ile ilgili yapılan en önemli araştırmalardan birisi Füsun Yıldız ve ark’nın çalışmasıdır. Bu araştırmada 572 olguluk çok merkezli, gözlemsel kayıt çalışmasında persistan astımlı olgularda, inhaler teknik düzeldikçe astım kontrolünün arttığı ve temel hataların inhaler tipinden bağımsız olarak azaldığı bildirilmiştir (7). En sık izlenen hata inhalasyon öncesi ekspirasyon yapılmamasıdır. Bu olgularda yakın takip ve tekrarlayan inhaler teknik eğitimleri ile inhaler kullanımındaki hatalar azalmakta ve daha iyi astım kontrolünün sağlanabileceği bildirilmektedir. Okuma yazma bilmeyen astım hastalarında resimli astım aksiyon planı eğitim materyallerinin kullanımının incelendiği çalışmada ise, hastane ve acil başvurusunda azalma sağlandığı; ayrıca astım kontrolü ve sağlıkla ilişkili yaşam kalitesinde belirgin düzelme olduğu görülmüştür (8). Bir diğer önemli araştırmada ise yaşlı olgularının %52’sinde astım kontrolünün olmadığı belirtilmiştir (9). Olguların %48’de sınırlı astım bilgisinin olduğu; astım bilgisini %81 olgu doktorundan aldığı bildirilmiştir. Astım bilgisi ile kontrol seviyesi arasında ilişki bulunmamıştır. Sonuçta yaşlılarda astım bilgi düzeyinin düşük olduğu; bu nedenle yaşlı astım hastaları için eğitim düzeyleri ve klinik özellikleri dikkate alınarak astım eğitim programları yapılabileceği belirtilmiştir.